Ana Sayfa Manşet, Spor 1 Aralık 2017

YUMAKGİL SERT KONUŞTU

Elazığspor eski Başkanı İrfan Yumakgil kendisi hakkında ileri sürülen iddiaları yanıtladı. Yumakgül, Elazığspor Basın Sözcüsü Avukat Gülaç'ın müptezel bir kişi olduğunu söyledi

Elazığspor Basın Sözcüsü Avukat Cengiz Gülaç’ın geçtiğimiz Salı günü yaptığı basın açıklamasında sarf ettiği sözler tepki topladı. Taraftar grupları, Elazığspor Basın Sözcüsünün açıklamalarında sosyal medya üzerinden yanıtlar verirken gözler eski Başkan İrfan Yumakgil’e çevrildi. Yumakgil   elaziginsesi.com haber sitesine konuştu. Avukat Gülaç’ın ileri sürdüğü açıklamalarına cevap verdi. Eski Kulüp Başkanı Yumakgil, Gülaç’ın hakkında sarf ettiği terbiyesizce ifadeleri kendisine iade ettiğini, kendisinin müptezel bir kişi olduğunu söyledi. Eski Başkan Yumakgil’e yönelttiğimiz sorulara verdiği cevaplar şöyle;

Elazığspor Basın Sözcüsü Gülaç basın toplantısında eski Kulüp Başkanı olarak size bu işi bilmediğiniz imasında bulundu. Siz bu işi biliyor musunuz yoksa bilmiyor musunuz?

Buna gülerek cevap vereyim. Ben; Elazığspor kongre üyesiyim. Yapılan yanlışlar hakkında eleştiri ve tenkit hakkımı kullandım. Nasıl ki güneş balçıkla sıvanmaz ise bunlar da açıklarını farklı yöntemlerle kapatmaya çalışıyorlar. Bu arkadaşın sizin sitedeki yayınlanan haberde şahsımla alakalı terbiyesizce ifadeler kullandığı görülmektedir. Ben bu arkadaşı Boluspor-Elazığspor karşılaşmasının devre arasında gel görüşelim diye çağırdım. Kendisi ile başka konuları da görüşecektim. Geçtiğimiz Pazartesi günü saat 15.34 de halası oğlunun işyerinde telefon açıp davet ettim. İşlerinin olduğunu gelemeyeceğini söyledi. Aslında bu noktada benimle görüşmemek için bahane uydurdu Ben şu ifadeyi kullandım. Elazığspor’u yönetim kurulu yönetmiyor. Elazığspor’u üç tane menajer yönetiyor. Bunun ikisi Elazığspor’da yatıp kalkıyor. Diğeri de G.Antep’ten yürütüyor. Benim ileri sürdüğüm konu budur. Elazığspor’u yönetenlerin %99 u şu anda spor camiasının içerisinden gelmemiş ve futboldan zerrece anlayan kişiler değil. Vilayetin ve Belediyenin Elazığspor için vermiş olduğu gelirleri har vurup harman savuruyorlar. İsrafta bir numaralar. Belediye Başkanı Elazığspor’u yönetimi alınmadan önce basın toplantısında şu ifadeyi kullanmıştı. Biz, Elazısğporu alırsak Elazığspor da yönetici olacaklardan istediğimiz şudur. Rahmetli İlhan Cavcav gibi kulübün yönetilmesidir. Elazığspor bir yılda bu yolda mı yoksa bunun tam aksi yolda mıdır? Bana göre tam aksi istikametteler.

Konuşmanızda gelirler israf ediliyor demişsiniz. İsraf edilen bir kulüp 100 milyonluk borcu nasıl 30 milyona düşürdü? 

O arkadaşa soralım. 100 milyon borcu 30 milyona düşürdüğünde sana gelen para ne kadardır? Bunun hesabını verebiliyor musun, yok veremiyorsun. Nasıl düşürdüğünü bir açıklasın. Birde transferlerde eski Başkan Selçuk Öztürk’ü eleştiriyorsunuz. Hata üstüne hata yaptı diye. Doğrudur, çok futbolcu aldı. O futbolculara durmadan ödeme yaptı. Sen aynısı yapmadın mı? Göreve geldikten bu tarafa 22 futbolcu almışsın. Transfer ettiğin bu futbolcudan 31 Mayıs 2018 itibariyle elinde kaç futbolcu kalacak. Bir iki isim ya var ya yok. Sonra yeniden transfer yapacaksın. Ne kadar yapacaksın. Kadroyu oluşturma için bu sayı ne kadar olacak ya 23 ya da 28 kişiden bir kadro oluşturacaksın. İste büyük bir hata. İsraf budur kardeşim.

Transfer hatasında örnek bir isim vermek gerekirse?

Bakınız; aldıkları futbolcuların yaş ortalamasına baktığınızda iki tanesi hariç hepsi 30 yaşın üzerindedir. Sen bunu kime satacaksın. Çoğu son kullanma tarihine gelmiş sporcular. Seninle mahkemelik olmuş bir futbolcu ile tekrar mukavelesini devam ettiriyorsun. Bu hatadır.

Örnek Adem Alkış’ı aldılar. Bu futbolcunun Elazığspor’dan alacağı vardır. Ben delillerle konuşurum.  Alırken diyorlar ki; Adem’e bizim borcumuz vardı. Biz, Adem’i onun için   transfer ettik.  Sorarım size biz Adem’den ne kadar faydalandık?

Hiçbir menajer futbolcuyu kötülemez. Satacak ve para kazanacak. Öyle oyunlar dönüyor ki. Biz yakinen şahit oluyoruz.  Futbolcu izlemeden antrenman performansını tespit etmeden alırsan hata edersin. 800 bin 600 bin liraya oynattıkları  aynı performanslarındaki oyuncuları 2 lig ve 3 lig de alabilirsin. Ne genç futbolcular var. Sen böyle para kazanırsın. Belediye Başkanı bunu söylüyordu. Doğrusu da budur. Bunu da yapabilmek için bir ekip kurup ondan sonra bu gençleri bulabilirsin. Biz bunları söylerken hatamı ediyoruz.

Gelelim ikinci israfa. Prim konusu. Önüne gelen prim alıyor. Diyoruz biz borçluyuz. Biz bir yere gidemiyoruz. Biz neden önüne gelene prim verelim.

Transfer taksitlerini ödeyemeyen bir kulüp primlerle futbolcuları finanse ediyor olabilirler mi? Eski yönetimde öyle yapıyordu.

Hayır. Tamamen yanlış. Futbolcu transfer parasını alır. Kulübün gelirlerine ipotek koyabilir. Primi ama sen kendin belirliyorsun. Bir lira vermekte var. Beş lira vermekte var. Sen beş lira verecek gücün yokken neden bu parayı vermeye kalkıyorsun? İkincisi oynayan 11 kişi sonra 3 kişi daha giriyor. Toplam 14 kişi, kadron 18 kişi. 18 kişiye hadi 3 kişi daha ilave edersin. Sen neden 30 kişiye prim vermeye kalkarsın. İşte bir israf daha. Buradaki israf yıllık minimum 2 milyon liradır. Malzemeciye veriyorsun. Kulüp Müdürüne veriyorsun. Herkese para veriliyor.

Benim bildiğim diğerlerine yapılan ödemeler futbolcuların primlerden kesilen yüzdelerle   yapılıyor deniliyor?

Kulüpte öyle bir kural mı var. Hayır…

Geçmiş dönemlerde transfer komitesinde  futboldan anlayan isimlere yer verilirdi. Bu yönetimde futboldan anlayan isimler göremiyoruz. Sebebi nedir?

Orada bulunan isimler konu mankeni durumuna düşmüştür. Listelerinde iki isim vardı.   Amatörde yöneticilik yapmış. Kazım Karataş abimiz. Geldiklerin de bunu altyapıdan sorumlu idare heyetine getirdiler. Bizde bu arkadaşlara tavsiyemiz bir ekip oluşturarak bu ekipte Elazığ gençlerine yer verin dedik. Bu konudan anlayan isimler şu anda Elazığ Belediyesinde çalışıyor. Ben amatör oynadım. Onlar profesyonel oynadılar. Onların bilgi ve tecrübeleri daha yüksek. Bu isimleri kurslara da gittiler. Pro Lisanslı hoca da var. A Lisanslı hoca da var. Bu isimleri göreve getirmiyorsun. Hiç futboldan anlamayan 50’ler iş hanın da ticaret yapan bir bir ismi transferin başına koyuyorsun.  Bizim dinimizde de bizim davamızda da ehliyet, liyakat ve tecrübeli insanları göreve getirin diye söylenir. Siz bunu yaptınız mı? Hayır. Hata budur.

Hedef şampiyonluk olduğundan dolayı mecbur değiller mi transfer ettikleri futbolcular yemek vermeye…

Gelelim tenkit ettiğim diğer konuya.. Altyapısı konusunda daha dün iki ismi milli takıma gönderdiler. Milli takıma Enes’i de gönderdiniz. Geldi sakatlandı çocuk. Bakmadınız attınız bir köşeye. Bu futbolcu 17 yaşında prıl prıl bir isimdi. Şimdi sahip çıksaydınız. Kadroda oynayan bir yetenek olurdu. Bu takımda Ulvi’ler, Mehmet Ekşi’ler, Hıdır’lar nasıl yetişti. Altyapı adı altında göstermelik bir tiyatro oynanıyor. Altyapıdaki adama yemek vermiyorsun. Barınak vermiyoruz. Eğitim sahası açmıyoruz. Dışardan gelen 25 tane futbolcuya yemek veriyoruz. Sen U17,U18,U19 yaşındaki gençlere bir yemeği çok görüyorsun. Bu doğru mudur? Onlara da ver, altyapıda yetişenlere de ver. Genç yetenekler seni kurtaracak. Transfer ederek nasıl borç yükünü azaltıp para kazanacaksın.  Bak kardeşim altyapı TFF’nın belirlediği kriterde yönetilmiyor? Bizim istediğimiz şekilde de yönetilmiyor. Biz ne diyoruz. Biz bu vatanın, bu ilin yetenekleri yetişsin diyoruz.

Kaybedilen karşılaşmaların nedeninde parasal sıkıntının neden olduğu konuşuldu.

Ben de program da öyle söyledim. Kulüp basın sözcüsü hiçbir futbolcumuza bir borcumuz yok dedi. Parasal problem yoksa bu futbolcu neden oynamıyor? Birde bu futbolcular maç kazandığında senden prim istiyor da maç kaybettiğinde sen neden ceza kesmiyorsun? Bu işin bir bedeli olur. Eskiden biz yöneticilik yaptığımızda prim sistemini koyduğumuzda sahamızda kaybettiğimiz karşılaşmalarda futbolcuları cezalandırırdık.  Sen kestin mi? yok. Başkan diyor ki bundan sonra ceza uygulayacağız. Geçti borun pazarı….diye bir laf var. Ben şampiyon olacağım demekle şampiyon olunmaz. Valimiz, Belediye Başkanımız şampiyonluk bekliyor. Biz şampiyon olacak kadroyu oluşturabildik mi? Bana göre hayır. Altınordu karşılaşmasında bu takım tamamen kendini gösterdi. Ligin ilk haftasında biz bunların tecrübesinden birkaç maç aldık. Ondan sonra verdiğimiz karşılaşmalara bakalım. Hepsi 85 dakikadan sonra kaybedilmiş. Çok basit hatalardan kaybedilen puanımız 8-9 puan. Bu nedir. Yorgunluk alametidir.

Size yönelik suçlamaların içerisinde bir iş adamının ismi gündeme geldi. O ismin açıklanmasını istedi. Açıklasın ki bizde yönetimden o ismin alacağı futbolcuyu kim almamış hesabını soralım dedi.  Kimdi o iş adamı?

Ben transferi eleştirirken giden 4 futbolcu, birde transfer yapılmamış futbolcu hakkında eleştiri yaptım. O arkadaş dersini hiç çalışmadan bana bel altından hakaret vari kelimeler kullanarak saldırıya geçti. Aynısını kendisine iade ediyorum. Yalancı kendisidir. İspatlıda futbol federasyonun kurallarında yazılıdır. Bunları şimdi açıklayayım.  Dört tane futbolcu kim. Trahore, Hakan, Çağlar ve Çağrı. Transfer edilecek adam kimdi Keinde. Bu beş futbolcu geçen yıl bizim kadroyu oluşturan ana futbolcularımızdı. En iyi en formda isimlerdi. Sen şampiyonluğa oynuyorsan bu adamları bırakır mısın, bırakmayacaksın ki şampiyon olasın. Keinde’yi alırken opsiyonlu bir anlaşma yapılıyor.  Opsiyonlu anlaşmanın içerisinde bir madde var. Kendi ağzıyla da ikrar ediyor. Elazığspor 80 bin Euro verirse bu futbolcu kulübün malı olur. 3l Mayıs 2017 tarihi akşamına kadar 80 bin Euro’yu İsrail Futbol Federasyonuna yatırmak lazım. Ama 1 Haziranda İsrailliler 200 Bin Euro istedi diyor. Bunu kendisi de söylüyor. Burada yönetici zafiyeti var mı yok mu? Bana diyor ya matematik bilmiyorsun. Esas matematik bilmeyen avukat sensin. 80 bin Euro’yu sen vermiyordun. Eski yöneticilerden Osman Dilek Bey verecekti. Osman Dilek Bey kim? Başkan Sedat Karataş, Karahan Çelik’in yanında oturan ve her gün birbiriyle görüşen isimler. Bir gün Karataş ve Çelik bir arada iken Osman Dilek odaya giriyor. Daha sonra Osman Altıngök’te odaya geliyor. Konu transferden konuşuluyor. Osman Dilek diyor ki bu futbolcuyu ben çok  beğendim. Bunun bonservisi ne kadar. Diyorlar ki  80 bin Euro. Diyor ki, ben bu parayı vereyim. Bu futbolcunun %90 hakkı bende, %10 hakkı Elazığspor da olsun. Sedat Karataş da diyor ki Osman Abi %90’nı bizim %10 senin olsun. Bu söylediği etik mi değil. Neden adam parayı veriyor. %50 veya % 45 benim dese neyse. Neticede bu transfer gerçekleşmiyor. Kendisi bana hakaret edeceğine terbiyesiz adam başkanına sorardı. Basın açıklamasına çıkmadan önce bu adam böyle böyle bir şey demişdi. Böyle bir isimle konuştunuz mu? 15-20 tane idarecisiniz. Sorsaydı. Sedat Karataş da Osman Dilek’le böyle bir görüşmenin gerçekleştiğini söylerdi. Hadi bakalım hesap sorsun. Nasıl soracakmış?

Bu futbolcunun alındığını kabul edelim. Kendi ifadesine göre Keinde 400 bin Eoru istedi dedi mi?  Sende alamıyorsun. O zaman futbolcuya diyeceksin ki kendine bir kulüp bul. Bana 200 bin veya 300 bin Eoruyu getir. Git Allah işin gücün rast getirsin. Ne olurdu 200 bin Euro’yu aldığında transferi yaptıranda para kazanır, Elazığspor da para kazanırdı.  Şimdi burada kime hesap bilmiyor diyorsun. Ben mi hesap bilmiyorum kendisi mi hesap bilmiyor. Yöneticilik budur. Bilmediğin bir konuda ahkam kesip bir eski idareciye hakaret etme hakkını sana kim veriyor. Cumhurbaşkanı da bir şahsa söylediği ifadeyi aynen söylüyorum. Müptezelsin sen. Müptezel olmasan bu lafları etmezsin. Öğrenmek ayıp değil, öğrenmemek ayıp.

Gelelim Hakan meselesine; Çağlar, Hakan bizim adamımızdı. Çağlar ve Hakanın mukavelesi 31 Mayıs 2016 tarihinde bitiyor. Trahore bizim mukaveleli adamımız. Hangi yıla kadar 2018 yılına kadar. Kaleci Çağlar 2 yıllık kiralık. 1 Ocakta 2017 de transfer açılıyor. Hakan’dan başlayalım. Hakan performans göstermiş. Başarılı olmuş bir isim. Sen bu futbolcuyu mukavelesi bittiği için ön bir görüşme yapacaksın. Barselona’nın Messiye, Beşiktaş’ın Oğuzhan’a, Tolgaya yaptığı gibi. Örnekte veriyorum ki hiç kıvırmasınlar. Yaptın mı hayır.

Tahta kapalı biz nasıl transfer yapacağız diye bir savunması var.

1 Ocak’ta tahtamız kapalı. Biz kimleri alıyoruz. 5-6 futbolcu alıyoruz. Bunları alacağız. Ademi’de aldık. Tahtamız kapalı iken bu transferi yaptık mı yaptık? Son iki günde tahtayı açtık mı, açtık. Çağlar’ı Bucaspor’dan Karabükspor aynı gün de almadı mı?   Ona deki, ben teklifi üç kuruş yaptım. Rakibim 5 kuruş yaptı. Gitti; ona amenna. Sen ne yapıyorsun seyrediyorsun. Bucaspor’a kendin parlattığın futbolcunun bonservis ücretini verdiğin anda senin oluyor. Sen burada idareci zafiyeti yaşamışsın. Aynı günde Karabükspor Çağlar’ı almıştır. Burada da Avukat efendi senin kabahatin var. Başkasına çamur atma.

Gelelim; Trahore; bu futbolcu 2018 yılının sonunda mukavelesi bitiyor. Bu adamın ödemelerini sözleşmeye göre yapacaksın. Ödemediğinde veya geç ödediğinde bunun örneği de Türkiye de Riberi’dir. Galatasaray bu futbolcuyu parlattı. Tam para kazanacakken bu futbolcu Marsilya’ya gitti. Niye gitti. Ödeme 3 gün geç yapılmıştı. Ben diyorum ya menajerler bu tür açıkları çok iyi bilirler diye.

Trahore meselesi böyle mi olmuştur diyorsunuz?

Elimizden kaçışı mutlaka böyledir. Ödeme yapılmıştır. Ya da gününde yapılmamıştır. Yatırma günü ne ise o tarihinin akşamına kadar ödeme yapmadığınızda, bir gün sonra hak iddia edemezsiniz. Bu da idarecilik zaafıdır. Niye zoruna gidiyor arkadaşın. Kendi hatasıdır. Bunları yaptıran kim? Bunları yaptıran orada bir tane adam var. 50’ler iş hanında ticaret yapan kişidir

 Menajerlerden bahsediliyor?

Birisi Ömer’dir, diğeri de G.Antepte olan kişidir.

Ama menajer Ömer Elazığ çocuğudur. Yanlış yapmaz deniliyor?

Görülüyor, görünen köy kılavuz ister mi.   Yapılan her şeyleri yanlış. Transferde ne yaptılar. Genç futbolcular yerine 30 yaşın üstünde futbolcuları transfer ettiler.

Birde açıklamasında bu kağıda onlar kağıt derken, ısrarla siz tahta diyormuşsunuz?

Ben yanlışları eleştiriyorum. Doğruları neden eleştireyim. Doğrularına alkış çalarım. Ya da katkı yaparım. Bu memlekette 35-40 milyon borç dedikleri zaman ben İstanbul da para yatırırken bu Elazığ’da 4 bin aile çıkmaz mı? 4 bin aile bin lira verse borç kapanırdı. Diyen kişi, bin lira yatırıp Elazığspor’un zararını ister mi? Dört bin kişi bulaydı. Çakallarda orada burada konuşmazdı. O adamlarla aynı görüşü paylaşıyoruz. İcraata gelince aksini yapıyoruz. Böyle bir mantık var mı?

Yine konuşmanızda borçlar açıklanmıyor denilmiş?

Bunu ben demiyorum. Bunu toplum söylüyor. Borç bellidir. Kimler ne alacak, kimlere ne kadar ödenecek. Mali tabloda bunları görebiliyor musun. Kapalı göremiyorsun.  Selçuk Öztürk’te de bunu göremiyorduk. Bunlarda da göremiyoruz. Eski yönetimde muhasebe Ankara’daydı. Kongre üyelerinin hepsi eleştirdi. Bunların serbest müşaviri de Ankara’daymış. Geçmişi eleştiren sizlersiniz. Sizler neden Ankara’dan buraya getirmediniz. Sizler Belediye Başkanının çizdiği çizgiye uygun hareket neden yapmıyorsunuz? Bizim eleştirimiz budur.

Siz kongre üyesiniz. Her kongrede şeffaf yönetim sözleri konuşuluyor. Sizce bu yönetim şeffaf mı?

Şeffaf olsa kongrede kendi eleştirdiği muhasebe defterini buraya getirirler. Ankara da  tutmazlar.

Altıparmak meselesine gelelim. Altıparmak önemli iddialarda bulundu. Gerçekten gidişinin sebebi para mıydı?  

Takıma düşüşe geçmişti. Burada topu Mehmet Altıparmak bunlara attı. Yöneticilerde topu tekrar Altıparmak’a gönderdiler. Rakipler forum tutmaya başlamıştı. Son haftalarda alınan sonuçlarla takım düşüşe geçti. Bunun sorumlusu olarak da topu biri birlerine atmaya başladılar. Sadece Hoca değil, demin arz ettiğimi üç isim var ya yöneticilerle hiç ilgisi olmayan Göztepe’yi amatöre düşüren adama Mehmet dediğim isim. Bu adamların yapmış olduğu yanlışı bu idarecilerin onaylaması sonucunda takım bu duruma geldi.  Bakın aynı hata devam ediyor.

Giden hoca başarılı veya başarısız. O aradaki boşlukta sorumluluk alan  Elazığ’lı bir isim var. Karşılaşmadan sonra yapılan basın açıklamasında Elazığ’lı Muammer hoca çok iyi maç analiz etti. Stopersiz son 20 dakikada risk aldı. Gaziantep’i biz 2-0 yendik. Demek ki; Muammer hoca burada başarılı olmuş. Sen Muammer hocadan neden devam etmedin. Celal Doğan’ın piyasaya sürdüğü altı numara veya sekiz numaralı sahayı doğru göremeyen sadece amigolar gibi tepki gösteren bir hocayı getirdin. Sormazlar mı bu 900 bin lirayı neden sokağa attın? Artı yardımcılarına da ne verildiği açıklanmıyor?

Şampiyonluğa oynayan bir takımı acemi Muammer hocamı taşır. Yoksa Kalpar gibi tecrübeli bir hoca mı taşır.?

Bunun kursunda Muammer’de aynısını alıyor. Hüseyin’de aynısını alıyor. Yeter ki sahada risk alacak, oyunu iyi okuyan yetenek olsun. Ama öyle olmuyor. Genç isimlere şans verilmiyor. Hep aynı isimler takımlar arasında dönüp dolaşıyor. Mesala; Elazığ’lı eski futbolcular vardı. Örnek, Ulvi gibi isme yer vermiyorsun ikinci ve üçüncü liglerde top oynamış bir isme takımı teslim ediyorsun. Onlar diyorlar ki bu kadro şampiyon olur. Ben de diyorum ki; bu takım şampiyonluğu bırak düşmesin yeter.

Konunun dışında bir sorum olacak. Sizce bu güne kadar borcu detaylı açıklayamamalarını sebebi ne olabilir?

Bir iyi niyet bir de kötü niyetten ibarettir.

İyi niyet nedir?

Federasyonda veya FiFA da borçların icra takibi nedeniyle faiz kısmında çok değişken rakamsal oynamalardan kaynaklanan bir durum olabilir.

Tamamda borcun ana parası 200 Tl faizi ile 400 Tl olmuş. Biz faizi sildik. Ana para ile yeniden anlaştık. Demenin  kamuoyunda sakıncası ne olabilir ki?

Ben de bunu anlamıyorum ki eleştiriyorum.

Peki menfi olarak gördüğünüz nedir?

O zaman soru işareti? Art niyet ararım. Bunu derken kişilerin şahsiyetleri ile bir problemlerimiz yoktur. Senin skot ekibin olmadığı sürece menajerlerin tavsiyesi ile yapacağın transferlerde yanılma payın yüksektir. Bu kadar eleştirilere rağmen hala hataya devam ediyorsan.

Birde eleştirilere neden hakaret edecek düzeyde cevap veriyorlar?

Bunu kendilerine soracaksınız. Müptezel adama bu terbiyesizliği neden yapıyorsunuz? diye. Babaları yaşından bir kişiyim. Demişler ki Sedak Karataş’a güya hakaret ediyormuşum. Böyle bir şey mümkün değildir. Hakaretim yoktur, eleştirim vardır. Sedat Karataş’ın hatası yanlış adamlara inanması dostlarına inanmamasıdır.

Peki nasıl başarılı olunabilir?

Şampiyon olabilir miyiz. Biz 18 puandayız. Rakiplerimiz 28 puandadır. Ardaki fark hemen hemen dört maça tekabül eder. Bu ilk yarının bitmesi demektir.  Matematiği böyle hesaplayacaksın. Geriye kaç maç kaldı. 17 maç. Sen ikinci yarıda 2.2 puana tekabül eden puanlar alman lazım. 60 puan aldığında şampiyon olabilir misin. Bana göre zor. Orada o kişi kendi kendisine ahkam kesmesin. Biz geleceğe yatırım yapalım. Bu paraları reklamımız oluyor diyerek harcamamak lazım. Ancak geleceğe yatırım yaptığımızda başarılı olabiliriz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Elazığın Sesi