Ana Sayfa Manşet 20 Haziran 2017

YAZARLIĞIN BÖYLEYSE…!

YAZARLIĞIN BÖYLEYSE…!

Yazıma başlamadan evvel böyle atışmalara girmek hoşuma gitmiyor. Ancak bir söz var ya kaşınanı da kaşıyacaksın. Son kez bu çocuğa cevap vermek istiyorum.

Son yıllarda İlimizde medya mahallesine bir acemi çocuk musallat oldu.  Bu acemi çocuk hem avukatlık yapıyor, hem de bir gazetede köşe yazıyor.

Ankara gibi bir il de umduğunu bulmayan bu acemi çocuk, ilimizde kendini kabullendirmenin gayreti içerisinde.

Bu yaramaz acemi çocuğa son aylarda bir haller oldu. Benim yaptıklarım bu meşhur çocuğa(!) çok dokunmuş olmalı ki, benimle uğraşmayı benim üzerimden prim yapmayı aklına koymuş. Yatıp kalkıp beni sayıklar oldu.

Köşe yazdığı gazetesinde gün geçmesin ki benim ya ismimi yâd ediyor, ya da soy ismimle kulaklarımı çınlatıyor.

Aklınca önünde engel gördüğü beni piyasadan silmek ve sindirmek için var gücü ile çalışıyor.

35 yıllık bir duayenin kolay bir lokma olmadığını hesap edemeyen bu acemi çocuk, kendinin hesaba koyulmadığını görünce hırçınlaştı.

Öyle ki yazıları hakaret edici boyuta ulaştı. Avukat kimliğine yakışmayan yazılarına cevap vermemem onu daha da çıldırttı. Şahsım onun seviyesine inecek karakterde olmadığımdan cevap vermek yerine, konuyu yargıya taşıdık. Yargının vereceği karar saygılıyız.

Bu çocuğun eline geçtiğimiz gün bir fotoğrafımız geçmiş, yine bizi anmış. Bu defa akıllanmış olacak ki üslubu seviyeli olunca kendisine son kez cevap vereyim dedim.

Buna da cevap vermezsem maazallah kendisini dev aynasında görür. Daha da vahim bir seviyeye gelmeden önüne geçelim dedik. Çünkü bu çocuğun, yaramaz çocuklar gibi sağı solu belli olmuyor.

İyi bir ders alması lazım… Neyse gelelim saadete;

Bu yaramaz acemi çocuk bir günlük gazetede bir köşe yazarından alıntı yaparak “Bu sektör Midemi Bulandırıyor” başlıklı yazısı ile bize göndermelerde bulunmuş.

Yaramaz acemi çocuğun yazar olarak kulaktan dolma, mesnetsiz bilgilerle insanları nasıl zan altında bıraktığını kamuoyuna son kez aktarayım. Belki utanır, kendine gelir.

Birinci konu geçtiğimiz aylarda ilimizin gündemini meşgul eden Çimento Fabrikası hadisesinden dem vurmuş, kendisini övmüş.  Çimento Fabrikası hadisesinde Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyeti’nin olaylara sessiz kaldığını ifade etmiş. Cemiyet Başkanımızın gazetecilik yapıp yapmadığını cehaletine bağışlayarak fabrikanın sponsor olması ile Çimento Fabrikasını desteklediğini ima etmiş…

Külliyen çarpıtma bir yazı ve ard niyetli (kendi deyimi ile cehaletine) bağlı bir düşünce içerisinde bakış açısı… Cemiyet Başkanı olmak bir yerde yazmayı gerektirmez.

Hatırlarsanız köşe yazısı yazdığı gazete, STK’lardan görüş istiyordu. Cemiyet Başkanı da görüşlerini dile getirmiş. Başkan’ın söyledikleri hem gazetesinin hem de kendisinin hoşuna gitmediği için yayınlamamış. (Kim eleştirilere açıkmış kendisinin sorgulaması lazım…)

Şimdi kalkmış desteklemedi imasında bulunuyor. Bu ayıp… İşiniz gazetecilik yandaşlık değil…

Eğer tarafsız ve dürüst yazarlık ve gazetecilik yapıyorsanız açıklamalarını yayınlar, takdiri de kamuoyuna bırakırdınız.

Bu arada benden de bahsetmeyi ihmal etmemiş. Zannedersem başkan yardımcısı olduğumu ima etmiş. Köşe yazılarında (zannedersem falanla olmaz). Benim dil bilgime takıntılı olacağına, yazılarında bilgileri doğruluğu ile meşgul ol. Avukatlık mesleği doğru kanıta, doğru bilgiler ön plandadır. Bundan damı ders almadın.

Bir defa Cemiyetin Başkan Yardımcısı ben değilim. Kanal 23 TV yetkililerinden İbrahim Melengiçtir..  (Ne kadar konu ile alakalı bir bilgisizliğe sahip olduğunu ortaya koymuş yazar)

Benim görev yaptığım gazetenin Çimento Fabrikası haberlerini yaptığından, şahsımın köşe yazılarımda konuya değinmediğimden bahsetmiş.

Benim, Çimento konusunda yazı yazmam ve yazmamam seni alakadar etmez. Ben, ona buna senin gibi dolgu malzemesi olmam. O nedenle yazmadım. Sen yazdın da ne yaptın? Paçayı zor kurtardın! Birileri sahip çıkmasaydı. Yoksa altında kalacaktın. (Özgül Ağırlığında görüldü.)

Sesin kesildi. Hadi bir daha yazsana… Çimento Fabrikasının bacaları orada… Neden yazmıyorsun. Yoksa sorun çözüldü mü?

Amacın farklıydı. Kamuoyu niyetini anladı….  Adamın sesini böyle keserler işte…

Şunu da hatırlatayım. Yazarlık cehaletini kendi deyiminle çok bariz ortaya koyuyorsun. Bunu yapma! Hem yazarlık yaparak gazetecilik mesleğine leke getiriyorsun, hem de avukatlık mesleğine…

Hatırlarsanız, Kanal 23 Tv vatandaş görüşlerine saatlerce yer veriyordu. Benim düşüncemi 1 Mart tarihli vatandaş görüşlerinde “Çimento Fabrikasının kalkmasından yana olduğumu ancak fabrikanın kalkmasının tarafların anlaşması ile mümkün olacağını” ifade ettiğimden haberin yok galiba.(senin neden haberin var ki;)

Hatta o gün açılan imza kampanyasında Erhan Dabak olarak kalkması için imza attığımı da bilmiyorsun. (Vah vaah…) Bu konuda (Belediye Meclis üyesi Sait Kılıç) da şahittir.(Git öğren)

Yazık bu bilgisizliğinle beni suçluyorsun… Yazarlık böyle mi yapılıyor? Bunun adına başka şey denir…(Kamuoyu anlar. Sen anlamasan da olur)

Gelelim… Çimento fabrikasındaki yemek meselesine… Güya oradan bizden başka hiç kimse yokmuş. Bu konuda fabrika yetkilileri aradı. Yemeğe bütün gazeteleri davet ettiklerini söyledi.

Gelseydiniz… Fabrika bütün gazeteleri davet etmiş… Davete icabet etme nezaketini gösteremiyorsanız, biz ne yapalım?

Cemiyetin sessiz kalmasını aldığımız sponsorluk meselesine bağlamış.  Bak yaramaz çocuk . Ne aldığımız seni ilgilendirmez. O fabrikanın takdiridir. Bu konuda özel sektör olan fabrika sadece Cemiyetlere destek olmaz. Spor kuruluşlarını, camilere de destekler yapmışlardır. (Bu sponsorluğa rağmen sesimiz çıkmıştır. Siz yayınlama cesaretini gösteremediniz. Onu da atlama ve kamuoyunu yanıltma. İşiniz gazetecilik ya….)

Ayrıca, Cemiyetin Başkan yardımcısı senin çimento konusunda yayınları ile övdüğün ve günlerce Fabrikayı eleştiren Kanal 23 Tv  yetkilisidir. (Bu arada Kanal 23 yayınlarını eleştirmiyoruz. Onlar gazeteciliğin gereğini yerine getirmişlerdir) Buna rağmen Çimento Fabrikası kendisi hakkında Kanal 23 TV’deki yayınlara rağmen Başkan Yardımcısı olan bir cemiyete sponsor olabiliyorsa…

Onu sen düşüneceksin… Elazığspor Basın sözcüsü sıfatı vardı yaaa…..

Gelelim… Mide bulandırma meselesine.

Ben üzerime alınmadım. Çünkü anlım ak… Sen de üzerine alınma.

Bu yazarlık anlayışınla neden alınasın ki, nasıl bir ruh haline sahip olduğunu ortaya koymuşsun…

Hakikaten midem bulanıyor.

Ne için biliyor musun… Örnek verdiğin kişiyi bu işe dahil etmen çok hoş olmamış ama senin gibi insanların bu sektörün itibarını, gazeteciliği ayaklar altına aldığınız için…

Midem bulanıyor.

Asılsız kulaktan dolma bilgilerle yaptığın yazarlık gibi avukatlığını da böyle yapıyorsan, müvekkillerine  Allah yardım etsin.

Ne diyeyim. İşte senin haliinnn…

 

Yorumlar

Elazığın Sesi