Ana Sayfa Ekonomi-STK, Gündem 7 Mart 2018

ARSLAN’LA GÜNDEMİ KONUŞTUK

Elazığ Ticaret ve Sanayi Odasının 1 Nisanda yapılacak olan seçimleri öncesi Başkan Adayı Asilhan Arslan’la bir söyleşi gerçekleştirdik. Sohbetimizde Elazığ ve Ticaret Odasının üyelerine ve şehrin ekonomisine nasıl katkı sağlaması gerektiği noktasında sorumluluk taşıması gerektiği konularında seçim öncesi görüşlerini öğrendik. Bu söyleşide ETSO Başkan Adayı Asilhan Arslan’a yönelttiğimiz soruların cevapları şöyle oldu.
ARSLAN’LA GÜNDEMİ KONUŞTUK

Elazığ Ticaret ve Sanayi Odasının 1 Nisanda yapılacak olan seçimleri öncesi Başkan Adayı Asilhan Arslan’la bir söyleşi gerçekleştirdik. Sohbetimizde Elazığ ve Ticaret Odasının üyelerine ve şehrin ekonomisine nasıl katkı sağlaması gerektiği noktasında sorumluluk taşıması gerektiği konularında seçim öncesi görüşlerini öğrendik. Bu söyleşide ETSO Başkan Adayı Asilhan Arslan’a yönelttiğimiz soruların cevapları şöyle oldu.

ISRARLI TALEPLER NETİCESİNDE KARAR VERDİK

-ETSO seçimlerinde Başkan adayısınız. Sizi Başkan Adayı olmaya iten nedenler neydi. Neden böyle bir sorumluluğu üstlenme gereği duydunuz?

İlimizin mevcut ekonomi yönetimini açıkçası bizler beğenmiyorduk. Ekonominin içinde hem üreten, ihracat yapan, ithalat yapan, imalat yapan, madencilik yapan, hem ticaret yapan bir yapının içinde bulunuyoruz. O yapıda da uzun yıllar dördüncü kuşaktan beri aile şirketi ile yürüyoruz. Ekonomi yönetimi anlamında günümüz dünyasındaki ekonomik şartlar ve onun gereklilikleri hükümetimizin, devletimizin koyduğu 2023 hedefleri ve ötesine konulan hedeflere ulaşmak gerekir. Bu da muhakkak profesyonel yönetimlerin gerekliliğini doğuruyor. Bu bizim içimizde sürekli bir uhde idi. Bunu görememe bunla alakalı mücadelenin olmaması, şehrin bu yapının içinde kendini paydaş görmemesi, daha bir umutsuzca yaklaşım, hedef sizce yaklaşım açıkçası bizi rahatsız ediyordu. Yakın çevremde 7-8 farklı arkadaş topluluğundan büyük bir kitle defaten bize Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığına aday olmamız noktasında ciddi isteklerde bulundular. Açıkçası siyasi ve sivil toplum örgütlerinde rol alma noktasında isteklide değildim. Böyle bir şeye de talip olmadım. Bu güne kadar ne ETSO’nun içinde neden bir siyasi partinin yürütme organında resmi yetkili isteğim hiçbir zaman olmadı. Arkadaşlarımızın baskısı çok arttı. O baskı ile birlikte bizde bu işi benim dışımda başka arkadaşlarımız yapabilir mi gibi düşüncesi ile bizde başka arkadaşlarımıza teklifler götürdük. Ancak kahir ekseriyet fikir birliği ile bizi desteklemesi bizi orada görmesi isteği ile biz bu yol açıktık. O şekilde devam ediyoruz.

ETSO’YU YÖNETENLER GELİŞMEYİ GÖREMEDİLER

-Şehrin ekonomi yönetimini beğenmediğiniz ifade ettiniz. Yıllarca ETSO’ yu yönetenler oldu. Bu yönetim boşluğunu etkileyen nedenler neydi? Yönetenler neyi göremediler?

Eskiden şehirlerde yapılar küçüktü. Ticari hacim, insan nüfusunun azlığı, üretimdeki üretici sayısını azlığı, turist sayısını azlığı vs. gibi unsurlar büyük organizasyonlar gerektirmiyordu. Profesyonel yaklaşımları belki gerektirmiyordu. Ama günümüz dünyasında düşünün bir Elazığ’ın turist sayınına artışındaki hızına bakınız. Gerek yerli gerek yabancı turistlerin son 15 yılda dünyadaki sayısının artışına bakın. Veyahut imalat sektörünün artışı hızına, bilişimin artış hızına bakın. Bu yapıların büyüklüğü nüfus artışı ile büyüyor, yapıda büyüyor. Bunların her biri çok ciddi organizasyonlar gerektirir. Birbiri ile senkronize olmuş. Yönetilebilen, ölçülebilen, yürütülebilen, büyütülebilen bir yapıya bürünmek zorunda. Yoksa çuvallar, neden çuvallar. Dediğimi gibi yapının büyümesi ile birlikte bir yerlerde aksama olur ise siz buna ayak uyduramadığınız sürece geride kalırsınız. İstediğiniz seviyeye gidemezsiniz. O yapı bunun gerisinde kaldı.

-Buna geleceği görememe diyebilir miyiz?

Mevcut durumu yönetememe, geleceği de görememe, planlayamama hepsi içindedir

ETSO OLARAK STK’LARI KUCAKLAYAN BİR YÖNETİM OLACAĞIZ

-ETSO olarak önemli bir STK kuruluşu, şehrimizde bununla beraber alt sivil toplum kuruluşları var. Her zaman tartışılır. STK yöneticileri, ETSO bünyesinde faaliyet gösteren insanlar. Bu birliktelik ETSO bünyesinde çok fazla sağlanamadığını görüyoruz. Bunu siz neye bağlıyorsunuz?

İlimizde gerek ekonomi, gerek iktisadi, gerek sosyal, gerek kültürel alanda faaliyet gösteren sivil toplum örgütlerinin iç  yapılarına baktığınız zaman daha bilgi, birikimi yüksek insanlarda oluştuğunu görürsünüz. Ben birkaç tanesinde üyeyim. Toplantılarına katılıyorum. Yönetici olduklarım var. Şehri okuma, geleceği okuma, fikir üretme, proje üretme noktasında, değerli fikirlere sahip projelere sahip olduklarını görüyoruz. Bunları gerçekleştirme noktasında, hayata geçirilmesi noktasında  çaba içerisindeler. Ticaret ve Sanayi Odası sivil toplum örgütlerinin taleplerine ve oradaki şahısları görmezden gelemez. Muhakkak yuvarlak masa etrafında toplanmalı, bu fikirlerin her biri ciddi anlamda masaya yatırılma değerlendirilmelidir. Bunları görmezden gelmek büyük bir yanlış. Sivil toplum örgütlerinin talebi de o yönde. Diyorlar ki; biz Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı çatısı altında toplanmalıyız. Bu fikirleri hayata geçirilmesi noktasında mesafeler kat etmeliyiz. Ki o projeleri de Ticaret ve Sanayi Odasının benimsemesi lazım.  Benimsemediği noktada olmaz. Onun için diyoruz ki, yuvarlak masa etrafında ortak akılla yürüten ve sonuç bildirgesine imzalayan yapı onun hayata geçmesi için çalışan emek sarf eden bir yapının olması lazım. Bizim başkanlığımızdaki bir ETSO sivil toplumun içinde barındırdığı tüm örgütlerini benimseyen, kucaklayan, fikirlerine değer veren bir yapıya bürünecek ki toplumda tek seslilik olsun.

ELAZIĞDA GÜZEL ŞEYLER OLACAK

-Şehrin ekonomisi hükümetin çıkarmış olduğu son teşviklerle bir gelişme süreci yaşamaya başladı.   Elazığ ekonomisin bu desteklerden faydalanma potansiyeli nedir? Başkan adayı olarak nasıl görüyorsunuz?

Malum o teşvikler imalat sanayini kapsıyor. Bizim potansiyelimizin yüksek olduğu fakat kullanmadığımız bir alan. Kendi içinde iş gücü olan jeopolitik konum anlamında güvenli enerji problemi yok, alt yapı problemi yok, lojistik anlamında her yer ulaşılabilir. Kavşak noktası olan bir şehirden bahsediyoruz. Organize Sanayi Bölgesi ile alakalı bazı dar hizmet alanımız vardı. Onu da genişletme anlamında ikinci organize sanayi bölgesi ile de o problem kısa vadede ortadan kalkacaktır. Bahsedilen teşvik imalat sanayinde yatırımcıları cezp ediyor. Gerek içerde gerek dışarda emek yoğun işlerde özellikle SGK, İşveren ve İşçi payından muaf olma, % 30 enerji desteğinin olması, kurumlar vergisinin %50 sine toplam yatırım miktarının yüzde 90’nından muaf olması, bunlar gerçekten önemli destekler. Bu destekleri özellikle şehir dışında, yurt dışında imalat yapan firmalar büyük bir fırsat olarak görüyorlar. Bildiğimi kadarı ile OSB’den ciddi arsa talepleri var. Teşvik sadece OSB’yi de kapsamıyor. 5 milyon üzeri yatırım yapan imalat sanayinde faaliyet gösteren her firma, herhangi bir yerde arsa alıp üretim yapabilecek. Teşviklerden faydalanabilecek. O kısıtlamada ortadan kalktı. Böylelikle imalat sanayi ile alakalı Elazığ’ı güzel günler bekliyor. Biz onu görüyoruz. Adımları atılan çeşitli satın almalarla faaliyete başlayan firmalarımız var. Güzel ve sevindirici gelişmeler yaşanıyor. İnanıyorum ki kısa ve orta vadede Elazığ’ın işsizlik problemine, gelir problemini ciddi anlamda çözecektir.

– Adaysınız, Sahadasınız, çeşitli vaatleriniz ve hedefleriniz var. Bu hedefleri gerçekleştirebileceğinize inanıyor musunuz? Elazığ’da bir handikap var. Siyasi alanda, kurumlarda, STK’lar anlamında koordinasyonu sağlayacak ve bu hedefleri gerçekleştirecektsiniz?

STK’ların yuvarlak masada toplanmasının öneminden bahsettik. Şu da çok önemli.  Aynı şekilde şehrin yöneticileri de yuvarlak masa etrafında buluşmalı, oturmalı. Bunun içinde özellikle bilgi birikimi olan kariyeri olan insanların aynı masa etrafında toplanıp birbirlerinden anlayabilmesi, yönetimle alakalı, şehrin projeleri ile alakalı fikir telakisinde bulunup, bunları hayata geçirip yönetilebilmesi adına bu tür toplantılar, istişareler ortak yönetişim dediğimiz sistemle yürümek çok önemlidir. Biz bunu yapacağımıza inanıyoruz. Kişisel anlamda ikili ilişkileri güçlü bir insanım. Siyasette ve bürokraside gerek Elazığ da gerek Elazığ dışında Ankara da, İstanbul da, İş Dünyasında ciddi bir lobi faaliyeti yürütebilecek ikili ilişkilerim var.  Bu ilişkileri şehrin istifadesine sunma noktasında, sonuna kadar cömert olacağız. Şehrin dinamiklerini görmeden insan yapısını, insanın taleplerini görmeden, ütopik bir şekli ile sadece bizim taleplerimizmiş gibi görünmesini de istemiyoruz. Ben bu projeleri açıklarken ortak akıldan bahsediyorum. STK’ların içinde bulunmaktan bahsediyorum. Onlarla birlikte yürüttüğümüz, hayata geçmesini istediğimiz projeler zaten vardı. Onların bir harmanlanmasını ben dile getiriyorum. Hedeflerimiz onların belli seviyede çalışılmış olması ile örtüşüyor. Hepsi alt yapısı olan şehir tarafından istenilen yapılabilir, uygun insanların dimağsın da, hedeflerinde, hayallerinde zaten o var. Biz sadece dile getiriyoruz. Bunları gerçekleştirme noktasında vaatlerde bulunuyoruz. Vaatlerden biz kaçmıyoruz. Hiçbir ütopik projemiz yok. Diyoruz ki; yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır. Her biri bu şehir adına hayata geçirilebilir.

ETSO MASAYA YUMRUĞUNU VURMALI MI?

Vaatleriniz var, Elazığ da şöyle bir handikap var. Gerek siyaset anlamında gerek yönetim anlamında herkes bireysel anlamda meselelere bakıyor. Burada ben nasıl faydalanabilirim. Benim grubum nasıl faydalanabilir. Elazığ geri kalmasının temelinde de bu yatıyor. Siz bu yapıyı nasıl kıracaksınız? Deniliyor ki; ETSO masaya yumruğunu vurmalı. Siz yeri geldiğinizde masaya yumruğu vuracak mısınız? Vuramazsanız, sorunların nasıl çözeceksiniz?

O tabirin bilmiyorum neresinden tutalım. İstemek istediğiniz şeyde haklı olmak yeterli. Biz, Elazığ’ın cazibe merkezi projesi kapsamına alınması için masaya yumruğu koymadık. Şöyle bir masanın etrafında iş adamlarımız, medya grubumuz, milletvekillerimiz toplandık. Böyle bir sıkıntı var dedik. Bunu nasıl çözeriz. Bir hafta on gün boyunca milletvekillerimizin yoğun talebi, ısrarlı takibi neticesinde Elazığ cazibe merkezi iller projesine katıldı. Milletvekillerine de masaya yumruğu koymadık. Şunu yaptık. Dedik ki; birkaç sanayici arkadaşımız da sayın vekilim eğer biz bu projenin dışında kalırsak, bizim imalat sanayinde veya üretim de faaliyette bulunduğumuz sektörlerle uzun vadede orta vadede ayakta kalma şansımız ortadan kalkıyor. Biz fabrikalarımıza kilit vuruyoruz. Şalter indiriyoruz. Bu nedir masaya yumruk vurmak mıdır. Bir realitedir. Bir realiteyi dile getirmektir. İleriyi görmektir.Elazığ teşviklerden faydalanamazsa, çevre iller teşviklerden faydalanacaksa biz rekabet edemeyiz dedik. Şehrimiz geriye gider. Ya sökeceğiz fabrikalarımızı götüreceğiz o illere ya da üç beş sene sonra kilit vurmak zorunda kalırız. Üç beş sene sürünmektense şimdiden kilidi vuralım. Şimdi bu masaya yumruk vurmaksa yumruk vurmak.

ORTAK AKIL OLUŞTURACAĞIZ

-Şunu ifade diyebilir miyiz. Elazığ da ortak aklın buluşacağı bir zemin var mı? Mesale; eski emniyetin yeri hakkında düşünceler veya herhangi bir konuda farklı görüşlerde ortaya konuluyor. Bakıyoruz ki, o görüşler zamanında değerlendirilmiyor. Dikkate alınmıyor. Benim dediğim doğru bir anlayış hakim. Sonunda geç kalınıyor. Bunu nasıl başaracağız. Bu ortak akılda buluşmayı, zamanında olaya müdahale etmeyi nasıl başaracağız?

İkna noktasında herkesin aynı fikirde olmaması gayet normal. Sivil toplum örgütlerinin bir kısmı çıkıpta oranın yeşil alan olarak  değerlendirilmesini talep ederken bir arkadaşımız dedi ki ya hemen emniyet müdürlüğünün altı zaten park var. O alan Elazığ ekonomisine ciddi katkı sağlayabilecek projeler yapılmasına müsait bir alan. Ticari faaliyetle ve konut faaliyetleri konusunda yatırımlarda değerlendirilmesinde bir sakınca yoktur. Ama bir takım insanlarımızda diyor ki, daha çevreci olalım daha yeşil olalım. Orası park alanı olsun. Eğer şehrin imar planları düzgün ise yeşil alan miktarı yeterli değilse yeşil alan olur. Yeşil alan miktarlarında bir sıkıntı yok ise bunların hepsi bilimsel faaliyetler. Yeşil alanlarda bir sıkıntı yok ise konuta çok rahat dönebilir. Veyahut ta ticari faaliyetlerde bulunmak için yine insanların istifadesine sunulabilir. Onun karar verme mekanizması Elazığ Belediyesidir. Bunu belediye değerlendirecek imara o şekilde işleyecek. O şekli ile de takibini yapacak veya hayata geçirilmesini sağlayacak. Biz fikirlerimizi söyleriz. Ama diyorum ya ikna. Neyle ikna ediyoruz. İşte şöyle Dubaili yatırımcıların Üniversitenin kesikköprü arazisine talip olma meselesi var. Şehir için gerekli bir yatırım ileri de orada bir şekli ile imar çalışması olacak. Hangi bir proje daha faydalı olur. Oranın öyle kalması mı faydalı olur. Bahsedilen projenin hayata geçirilmesi mi faydalı olur. Bunların artıları eksileri ile eğer masaya yatırılıp teraziye koyup ölçebiliyorsan ölçü neticesine göre de hareket edersin.

HİÇ BİR BİLGİM YOK

Üniversite arazisi konusunu açmışken orada yaşanılan bir konuyu dile getirmek istiyorum. Elazığ da yabancı yatırımcıya karşı çıkılması söz konusu değil. Tartışılmaya neden kısım Üniversitenin de açıklamasında firmanın üç bin dönüm arazi talebi bunun projeye uygun olmadığı tartışılrken, birde işi bir başka yönü ortay açıktı. Firmanın talep ettiği üç bin dönüm arazinin dışında bir 1600 dönüm arazinin de talep dilmesidir. Bunlar kamuoyunda gizli yürütüldü. Açığa çıkmadı. Gizli şekilde 1600 dönüm arazinin talep edilmesi kafalarda soru işaretini oluşmasına neden oldu. Bu 1600 dönüm kime, ne için isteniyor. Güney çevre yolunda onlarca dönüm hazine arazileri var. Oradan verilsin yatırıma karşı olunmuyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Projenin dışında 1600 dönümle ne yapılacak? Bu konuda bilginiz var mı?

Hiçbir bilgim yok. Resmi anlamda nasıl bir arazi talep edilmiş, kesin kati proje içeriye verilmiş mi onunla alakalı bir bilgim yok. Kamuoyunda sadece resmi müracaatı yapıldı, diye biliyorum.

SİZLER SAHİP ÇIKMAZSANIZ, BİRİLERİ GELİR YAPAR

-elaziginsesi.com haber sitesinde yayınlandı. Konuşmaya gerek yok. 4600 dönümü tamamı firmaya, 1400 dönüm Üniversiteye tahsis edilmiştir şeklinde bir açıklama var.   Bu kafalarda soru oluşturuyor?

Açıkçası bilmiyorum. Ben üç bini, beş bini on bini bilmem. Bilmiyorum, okumadım da. Ama şunu derim. Hazine müsteşarlığı talep edilen arazi ile alakalı bir ihale süreci başlatır. Çünkü hazine müsteşarlığı herhangi bir araziyi direk araziyi bir şahsa vermez. Eğer satacaksa. Derki sen talip mi oldun. Gir ihaleye ver en yüksek fiyatı benim taban fiyatım budur. Al hayırlı olsun. Ya da tahsis eder. Tahsis ile birlikte tahsis etme şartlarını ortaya koyar. O şartların içinde de şu vardır. Tahsis edilen alan istenilen alan proje uygun mu. Yeterli mi, değil mi, büyük mü, küçük mü. O da uzmanlar tarafından incelenir. Senin projende şu kadar alan istiyorsun. Şu kadarın uygun değil. Ya projeni büyüt ya da şu kadar alan veriyorum. Hazine Müsteşarlığı bunu bu şekli ile yapıyor. Bu da herkes için eşit şartlardadır. Siz de kendi adınıza öyle bir projeyi hayata geçirmek istiyorsanız. Bir vatandaş olarak Hazine müsteşarlığına böyle bir proje sunabilirsiniz. Uygun görürse alabilirsiniz. Herkes için böyle. Şimdi bakın az önceki soru yarım kaldı. Bakın size Elazığ’ın  üç dört projesinden bahsedeceğim.  Yerli müteşebbislerimiz buna sessiz kaldı. Sessiz kalması ile birlikte yabancılara gitti. Birincisi Köy-tur bildiğim kadarı ile Bolu firması Banvit aldı. Biri Oyak Çimento  İtalyan Çimentaş aldı. Biri Ferrokrom Yıldırımlar Holding geldi aldı. Biri Ergani Bakır İşletmeleri Yıldızlar Holding aldı. Az önce dediniz ya şehrin dinamikleri buna hazır mı diye. Şehrin dinamikleri iş insanları bundan sonra bu ve benzeri satışlarda duyarsız kalırsa, ticari faaliyettir. Yatırımcı bir yerde kar ışığını görürse, gider orada faaliyetini sürdürür. Bu Dubaili olur. Katarlı olur. Veya Bolu’lu olur. Samsun’lu olur. Fark etmez. Biz, iş insanlarımızı organize edip şehrin bu tür dinamiklerine, bu tür yatırımlarını Elazığ’lılara kazandırmak isteriz. Elazığ Şeker fabrikasını özelleştirip Elazığ’lı iş insanlarını ortak kurduğu firmasının almasını istiyoruz. Güneş ihtisas Organize Sanayi Bölgesinde ihale edilecek 300 megavatlık santralin yine çok ortaklı bir yapı Elazığ’da iş insanları tarafından satın alınmasını istiyoruz. Şehrin parası şehirde kalsın. İnsanlar burada yaşamaya devam etsin. Yatırımlarını buraya versin. Demografik yapıyı bozmamak lazım. Burada yaşayan burada üreten burada kazanan bir yapıyı oluşturalım. Bunlar çok önemlidir. Bunların her birinin Organizasyonuna talibiz.

BİZE DESTEKLERİNİ SANDIĞA YANSITINLAR

Son olarak Şeker Fabrikasını açtınız. Bu konuda göreve hazır olduğunuzu söylediniz. Peki kamuoyu ve iş dünyasından ne bekliyorsunuz?

Sahaya inip çalışmaya başladığımızdan beri insanlarımız bize ciddi teveccüh gösteriyorlar. Bu teveccühün sonuna kadar seçim gününe kadar bu sinerjinin bozulmaması bizi sahiplenmenin bozulmaması ve sandıkta başarılı kılma adına insanların gelip oylarını kullanmalarını arzu ediyoruz. Geniş katılımlı bir seçim olsun. İnsanları hür iradelerini sandığa yansıtsınlar. Gelecekle alakalı hayallerini elde etme adına bize sonuna kadar sahip çıksınlar. Biz onların önünde yol gösteren, onlarla birlikte iş yapan üreten yöneten bir yapıyı kurmayı vaat ediyoruz.

 

Yorumlar

İlginizi çekebilir

DİLEK’TEN TEHDİT İDDİASI!

DİLEK’TEN TEHDİT İDDİASI!

Elazığın Sesi